hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Namazın Önemi ve Fazileti
   
  Hakka Davet
  Namazın Önemi ve Fazileti
 



   Namazın Önemi ve Fazileti
  
Allah-u Zülcelâl'e imandan sonra en kıymetli şey, namaz ibadetini yerine getirmektir. Namaz imanın alameti ve dinin direğidir. Dinini ayağa kaldırmak isteyen kimse önce namazını ikame etmelidir. 
  Namaz, müminin miracı olarak, Allah-u Zülcelâl'in biz kullarına bir ikramıdır. Namaz sayesinde O'nun huzuruna çıkıyoruz ve ona münacaatta bulunuyoruz. Allah-u Zülcelâl'in huzuruna çıkıp O'nunla mükâmele etmek büyük bir şereftir.
  Namaz, Allah-u Zülcelâl'in huzuruna çıkarak; O'nu tekbir, ta'zim ve tesbih etmek sureti ile O'na kulluğumuzu takdim etmenin en mükemmel şeklidir. İmam-ı Rabbani (k.s), namazın; bütün zikir, tesbih, kıraat, murakebe gibi amelleri bünyesinde topladığından dolayı en kâmil ve faziletli amel olduğunu beyan etmiştir. Nitekim Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

  اِنَّـن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْن۪يۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْر۪ي

 "Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaza dur."
(Taha; 14)

  Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Hz. Peygamber (s.a.v)'in şöyle dediğini işittim: 'Sizden birisinin kapısının önünde bir nehir aksa ve bu nehirden her gün beş kere yıkansa, acaba hiçbir kir kalır mı, ne dersiniz?' Sahabeler; 'Bu hal, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz deyince, Hz. Peygamber (s.a.v) tekrar buyurdu; 'İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah, onlar sayesinde bütün hataları siler." (Buhâri, Müslim)
  Namaz, mü'minlerle kâfirler arasındaki en önemli farklardan biridir. Bir kimse, namaz kılmakla hem Allah-u Zülcelâl'in emrini yerine getirmektedir hem de inanmayanlardan ve Allah-ı Zülcelâl'e asi olan kimselerden ayrılmaktadır.
  Namaz hususunda insanlar birkaç gruba ayrılırlar: 
  1- Namazı kabul etmeyenler; Bunlar kâfirlerdir. Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "İnkârcı insan, ne iman etti, ne de namaz kıldı." (Kıyamet; 31)
 2- Namazı kabul eden, fakat gereğini yerine getirmeyenler; Allah-u Zülcelâl böyle kimseler hakkında da bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler." (Meryem; 59)
 3- Allah-u Zülcelâl'in bir kısım emir ve nehiylerini yerine getirirken, bir kısmını tembellikleri yüzünden terk edenler; Allah-u Zülcelâl böyle kimseler hakkında da şöyle buyurmuştur: "Onlar namaza kalktıkları zaman, tembellikle kalkarlar." (Nisa; 142)
 4- Hem namazı kabul eden hem de gereğini yerine getirenlerdir. Bunlar mü'minlerdir. Allah-u Zülcelâl böyle kimseler hakkında şöyle buyurmuştur: "Gerçekten Mü'minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler." (Mü'minun; 1-2) "İşte, asıl bunlara varis olacaklardır; (Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar."(Mü'minun; 10-11

 Namaz, kıyamet gününde insanın sorguya çekileceği ilk ameldir. Eğer insan namazının hesabını verirse, diğer sorgusu da kolay olur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teâla, Adn cennetini yarattığı zaman, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbinin düşşünmediği nimet ve güzellikler yaratıp ona; 'Konuş' buyurdu. O da üç defa; 'Muhakkak namazlarını huşu içinde kılanlar kurtuldu.' dedi." (Hâkim)
 
  Allah-u Zülcelâl, namaz kılan kimseye şu üç şeyle ikramda bulunur; 1- Gökten üzerine rahmet yağar. 2- Ayaklarının ucundan semaya kadar melekler etrafını sarar. 3- Bir melek durmadan şöyle seslenir; "Eğer namaz kılıan kişi, münacaat ettiği Zatı yakınen bilse, namazdan hiç ayrılmaz." 
 Namaz bütün mü'minlerin üzerüne farz kılınmış bir ibadettir. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphesiz namaz, mü'minler üzerine vakitleri belirli bir farzdır." (Nisa; 103
  Hz. Peygamber (s.a.v)'de bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Bir kul namaza kalktığı zaman, günahları başının ve omuzlarının üzerine konulur. Rükuya ve secdeye gittiği zaman, bu günahları dökülür." (Beyhâki, Tâberani
 Onun için insanın namazın üzerine adeta titremesi lazımdır. Çünkü dediğimiz gibi insanın kıyamet gününde ilk olarak sorguya çekileceği ameli namazdır. Eğer bu sorgudan kolay kurtulursa, diğer amellerinin de sorgusu kolay olur. Ama namazının hesabını veremezse, diğer sorguları da çok çetin olur.
 Dünyada namaz kılmayan kimse, ya aklını kullanamıyor veya çok cesaretli demektir. Çünkü Allah-u Zülcelal namaz kılmayan kimseleri çok şiddetli şekilde cezalandıracaktır. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Cennettekiler günahkârlara: 'Sizi Sekar (yakıcı) cehennemine sokan nedir?' diye sorarlar. Onlar da: 'Biz namaz kılanlardan değildik.' derler. "(Müddesir; 40-43
  Bazı alimler demişlerdir ki dünyada iken namaz kılmayanlar için, kıyamet günü gelip çattığı zaman, cehennem ateşinin üzerinde bir kor haline getirişimiş bir sav ortaya konulur ve Allah-u Zülcelal buyurur ki: "Ey Kulum! Dünyada kılmayıp kazaya bırakmış olduğun namazlarını bu kızgın saç üzerinde kıl!" Bir kimse nefsini (kendisini) biraz seviyorsa, namazlarını o kızgın sacın üzerine kılmak yerine camideki yumuşak halıların üzerinde kılmalıdır. Beş dakikamızı ayırıp kılabileceğimiz bir namazı kılmayıp, kızgın bir sac üzerinde kılmaya bırakmak, nefsimize çok büyük bir hakaret ve zulümdür. 
  Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Kim, namaza devam ederse namaz onun için bir nur, bir delil ve kıyamet gününde bir kurtuluş olur. Kim de namazı terk ederse nursuz ve delilsiz kalır, kurtuluşa eremez. Kıyamet gününde Karun, Firavu, Haman ve Ubeyy bin Halefle beraber (perişan) olur." (Ahmed b. Hanbel)
 Anlatıldığına göre, kim namazını kılmazsa Allah-u Zülcelal onu on beş şey ile cezalandırır. Bunların beş tanesi dünyada, üç tanesi ölüm anında, üç tanesi kabirde, üç tanesi de kabirden çıktığı zamandır. Dünyada iken beş tanesi: 
  1. Ömründen bereket alınır.
  2. Salihlerin siması yüzünden silinir. 
  3. Ne kadar (hayırlı) amel yaparsa yapsın, sevap kazanamaz. 
  4. Duası göklere yükselmez.
  5. Salihlerin dualarında payı yoktur. 
 Ölüm anında iken üç tanesi: 
  1. Perişanlık içinde ölür. 
  2. Aç olarak ölür.
  3. Dünyanın bütün denizlerini içse de, susuz olarak ölür. 
 Kabirde iken üç tanesi: 
  1. Kabir, kaburgalarını birbirine geçene kadar üzerine daralır. 
  2. Kabri ateşle dolar ve gece gündüz közlerin içinde yanar.
  3. Şüceal Akra isminde, gözleri ateşten, tırnakları demirden ve her bir tırnağın uzunluğu bir günlük mesafe olan bir olan kendisine musallat olur. Sesi aynen gök gürültüsüdü gibidir. Der ki:
  "Rabbim bana şöyle emretti: Sabah namazını terk etmenden dolayı, sabah vaktinin girişinden öğlene kadar; öğle namazını terk etmenden dolayı, öğleden ikindiye kadar; ikindi namazını terk ettiğinden dolayı ikindiden akşama kadar; akşam namazını terk etmenden dolayı, akşamdan yatısya kadar; yatsıyı terk etmenden dolayı da yatsıdan sabaha kadar sana azap vereceğim." Ve ona her vuruşunda yetmiş zira (uzunluk birimi) yerin dibine girer. Kıyamet gününe kadar bu azabı devam eder. 
 Kabirden çıkarken üç tanesi: 
  1. Hesabı şiddetli olur.
  2. Allah-u Zülcelâl ona gazaba gelir. 
  3. Cehennem ateşine atılır. (Ravi, on beşinci azabı unutmuştur.)
  İşte namaz kılmayanların durumu böyledir. Namaz kılmayan kimselerin kendilerine verdikleri bu zararın yanında bir de; "Aile fertlerinden ve komşularından yetmiş kişiye kötülükleri dokunur." 
  Kıyamet gününde, bir takım insanlar gelip namaz kılmayan kişinin yakasına yapışacak: "Sen dünyada bizim hakkımızı kaybettin. Bizim hakkımızı ver." derler. Bunlar, Âdem (a.s)'dan tâ kıyamet günü kopuncaya kadar ki salih kimselerdir. Peki, neden haklarını kaybettiler? Çünkü namaz kılan kişi, namazda teşehhüde oturduğu zaman; "Selam bize ve Allah'ın salih kullarına!" der. Bu duanın sevabı Adem (a.s)'dan kıyamet kopuncaya kadarki bütün salih kulların ruhlarına ulaşır. Bir kişi namaz kılmadığı zaman, o salih kimseleri bu sevaptan mahrum etmiş olur. Bunun için de salih kimseler, kıyamet gününde namaz kılmayan kişinin yakasına yapışıp: "Bizim hakkımız ver." derler. İnsan, Allah-u Zülcelal'in huzuruna hiçkimsenin hakkını almadan çıksa bile, sadece bu hak onun cehenneme gitmesine yeter. 
  Netice olarak, dediğimiz gibi eğer insan nefsiniz biraz olsun seviyorsa namaza çok dikkat etmelidir. Çünkü namaz, büyük bir kurtuluştur. Onun için insan namazda geçirdiği vaktini hayatının en mutlu ve neşeli zamanı olarak bilmelidir. Namaza ayrılan saatler, ebedü'l-ebed, hiç bitmeyecek olan ahiret hayatımız için bir hazırlıktır. 

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli
Muallif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri



 
  Bugün 13 ziyaretçi (110 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=