hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Allah-u Zülcelâl'e İman
   
  Hakka Davet
  Allah-u Zülcelâl'e İman
 

ALLAH-U ZÜLCELAL'E İMAN 

Allah-u Zülcelâl bütün kemal sıfatlarla muttasıftır. Hiçbir kusurlu sıfat, O'nun hakkında düşünülemez. O, bizim düşünebileceğimiz her şeyden yücedir. 

  Allah-u Zülcelâl birdir, ortağı da yoktur. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. O'na hiçbir şey denk değildir. O yaratıklarından biçbirine benzemez. Eşi ve benzeri yoktur. Akla, hayale ve düşünceye gelen her şeyin dışındadır. Akıl ve hayalle tasavvur edilemez. İsimleri, zati ve fiili sıfatlarıyla kaimdir, daima olmuş ve olacaktır.

   Her şeyin yaratıcısı O'dur. Zatında bir olduğu gibi sıfatlarında da birdir. Ezelidir. Hiçbir şey yokken O var idi. Ne isim ne de sıfatlarında sonradan meydana gelme diye bir şey yoktur. O, her şeyi ilmi ile bilir. İlmi ise ezeli bir sıfattır. Kudreti ile Kâdir'dir. Kudret sıfatı ise ezelidir. Yaratması ile Hâlik'tir. Yaratma ise ezeli bir sıfatıdır. O fiili ile fâil, fiil sıfatı ise ezelidir. Bütün fiiller mahlûktur, Allah-u Zülcelâl2in fiili ise mahlûk değildir. O'nun sıfatları ne hadis (sonradan olma) ne de mahlûktur. O'nun hiçbir sıfatı, yaratılmışların sıfatına benzemez. 

  O'nun bilmesi bizim bilmemize, O'nun kudreti bizim kudretimize, O'nun görmesi bizim görmemize, O'nun işitmesi bizim işitmemize, O'nun konuşması bizim konuşmamıza benzemez. O'nun rızası, gazabı, kelamı ve bütün sıfatları, alet, harf, keyfiyet ve ses gibi şeylerden münezzehtir. Bizim sıfatlarımız hadistir. Yani; alet, harf, keyfiyet, hal ve ses gibi şeylerden meydana gelir. Allah-u Zülcelâl ebedidir. Varlığı sonsuzdur. O, kendisini kendisinin övdüğü ve bildiği gibidir. 

Allah-u Zülcelâl'in Sıfatları

A) Allah-u Zülcelâl'in (Zatî) Selbî Sıfatları
  1. Vücûd: Allah'ın var olması demektir. O'nun var olması hiçbir şeye muhtaç değildir, her şeyin varlığı O'nun sayesindedir. Yaratılmış her şey Allah'ın varlığına bir şahittir. O'nun varlığı; yaratılmışların varlık türünden değil, Mutlak Varlık'tır.  "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkına şüphe mi var? Hâlbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor." (İbrahim; 10)
  2. Kıdem: Ezelî olması, yani başlangıcı olmaması demektir. Allah-u Zülcelâl sonradan olmamıştır, varlığının bir başlangıcı yoktur. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah-u Zülcelâl'in var olmadığı bir an düşünülemez. "O, (başlangıcı olmayan, bütün varlıklardan evvel mevcut olagelen) evveldir ve (sonu olmayan, her şey helak olduktan sonra devam edecek) ahirdir. Zahirdir, batındır. O, her şeyi bilendir." (Hadid; 3) 
  3. Bekâ: Ebedî olması, yani sonu olmamasıdır. Sonu olana fani, sonu olmayana baki denir. Allah-u Zülcelâl bâkîdir, ebedidir; varlığının sonu  asla yoktur. Beka'nın zıddı olan yok olma, Allah-u Zülcelâl için muhaldir, asla düşünülemez. "Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb'imizin varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." (Rahman; 26-27)
  4. Muhalefetun Lil-havâdis: Yarattığı hiçbir şeye benzemez. Hayalle tasavvur edilemez. Hatırlara ne gelirse gelsin, Allah-u Zülcelâl ondan başkadır. "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." (Şûra; 11)
  5. Kıdem bi-Zâtihî: Varlığı kendisindendir. Başkasına muhtaç değildir. Allah-u Zülcelâl'in ezeli ve ebedi olan varlığı, kendi zatı ile kaimdir. Asla başkasından değildir. O'ndan başka yatatıcı bir zat da mevcut bulunmaz. "Allah, O'ndan başka ilah olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." (Âl-i İmran; 2)
  6. Vahdâniyyet: Allah-u Zülcelâl'in zat ve sıfatlarında tek (bir) olmasıdır. Bu sıfat da Allah-u Zülcelâl'e mahsustur. Ortak ve benzerinden münezzehtir. "De ki; O Allah bir tektir. O Samed'dir. (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O hiçbir şeye muhtaç değildir.) Doğurmamıştır ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir." (İhlas; 1-4) 
B- Allah-u Zülcelâl'in Subûti Sıfatları
Benzeri diğer varlıklarda da bulunan, fakat Allah-u Teâlâ'da mükemmel ve sonsuz olarak bulunan özelliklerdir. 
  1. Hayat: Allah-u Zülcelâl'in 'hayy', yani diri olmasıdır. Allah-u Zülcelâl'in bütün sıfatları ezelde vardır. Yaratıkların sıfatları ise böyle değildir. O hiçbir şeye muhtaç değildir. Hayatı; ölüm, uyku, baygınlık ve benzeri noksanlıklardan münezzeh, kâmil manada hayattır. Hayat sıfatının zıddı olan ölmek, Allah-u Zülcelâl hakkında muhaldir. "Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et." (Furkan; 58)
  2. İlim: Allah-u Zülcelâl'in ilim sıfatıyla eşyayı bilmesi gerçektir. Allah bilir, fakat bizim bildiğimiz gibi değildir. Allah-u Zülcelâl'in ilim sıfatı ezelidir, sonradan var olmamıştır. Allah-u Zülcelâl'in zatıyla beraber vardır. İlmi bütün her şeyi, zaman ve mekân bakımından kuşattığı için geçmişi de geleceği de noksansız olarak bilir. Bu alemi ve varlıkları en güzel şekilde yaratmak, varlıklarını devam ettirecek tedbirleri almak ve hiçbir karşılıklığa meydan vermede devam ettirebilmek, ancak ilim sahibi bir yaratıcıyı gösterir. Kulların mükafatlandırılması veya cezalandırılması, yine büyük bir ilim gerektirir. Allah-u Zülcelâl hakkında cehalet, gaflet ve unutkanlık düşünülemez. "İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah'ın her şeye gücü yeter." (Âl-i İmran; 23)
  3. İrâde: Allah'ın her şeyi kendi dilemesiye yaratması ve hükmetmesidir. Eşya ve fillerin hepsi Allah-u Zülcelâl'in dileme, hüküm ve iradesiyledir. Allah-u Zülcelâl kainattaki ve kainat içindeki şeyleri ezeli iradesiyle istediği gibi yaratmıştır. Allah-u Zülcelâl'in dilediği olur, dilediği olmaz. Allah-u Zülcelâl'in dilemediği bir şeyle zorla yaptırabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Kainatta cereyan eden hadiselerin bütünü, Allah-u Zülcelâl'in iradesiyle gerçekleşir. O'nun iradesi olmadan hiçbir şey meydana gelemez, O, ne isterse yapar. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, sözümüz sadece 'ol' demektir ve hemen o oluverir." (Nahl; 40)
  4. Kudret: Allah-u Zülcelâl'in bütün mümkünatta (var olan) tesir ve tasarrufa kadir olmasıdır. Kudret sıfatı ile Allah-u Zülcelâl'in her şeye gücü yeter. Allah-u Zülcelâl'in gücü vardır, fakat bizim gücümüz gibi vasıtalara bağlı ve sınırlı değildir. Allah-u Zülcelâl'in kudreti zatidir, yani kendindendir. O'nun kudreti hiçbir şeyle ölçülmez. O'nun kudreti karşısında; büyük-küçük, yakın-uzak, az-çok fark etmez. Allah-u Zülcelâl, gözümüzün önünde meydana gelen milyarlarca işi, biri diğerine mani olmadan yapar. By durumda kudreti işlere göre parçalanmaz, dağılmaz. O sadece "Ol" diye emreder. İstediği her ne ise zamanı geldiğinde oluverir. "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmaya, her şeye güç yetirmeye kadirdir." (Bakara; 20)
  5. Semi': Allah-u Zülcelal2in her şeyi işitmesidir. Allah-u Zülcelal her şeyi işitir, fakat bu işitme, bizim kulaklar vasıtasıyla işitmemiz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in işitmesinde uzaklık, yakınlık, gizlilik ve açıklık fark etmez. Kulak ve sesi nakleden hava gibi vasıtalara da ihtiyacı yoktur. O, dilden dökülen fısıltıları, en gizli yakarışları dahi işitir. Allah-u Zülcelal'in bir şeyi işitmesi başka bir şeyi işitmesine mani değildir. "Şühe yok ki Allah işitendir, bilendir." (Bakara; 181)
  6. Basar: Allah-u Zülcelal'in her şeyi görmesidir. Allah-u Zülcelal her şeyi görür, fakat bizim gözlerimiz vasıtasıyla görmemiz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in görmesinde uzaklık, yakınlık, gizlilik, açıklık fark etmez. O'nun göz ve ışık gibi vasıtalara da ihtiyacı yoktur. O, en gizliyi, gizlinin gizlisini dahi görür. Allah-u Zülcelâl'in bir şeyi görmesi, başka bir şeyi görmesine mani değildir. "Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yaptıklarınızı görendir." (Hucurat; 18)
  7. Kelâm: Allah-u Zülcelâl'in sese ve harfe muhtaç olmaksızın konuşmasıdır. Allah-u Zülcelal, Zâtî ve Kudsî olan kelamı ile konuşur. Fakat bizim konuşmamız gibi değildir. Bizler aletler, uzuvlar ve harfler yardımıyla konuşuruz. Allah-u Zülcelâl ise aletsiz ve harfsiz konuşur. Allah-u Zülcelâl ezeli kelam sıfatıyla kullarına dilediği surette konuşabilir. Harfler yaratılmıştır fakat Allah-u Zülcelâl'in kelamı yaratılmış değildir. "Musa, tayin ettiğimiz bir vakitte bizimle buluşmaya gelip de Rabb'i onunla konuşunca..." (A'raf; 143)
  8. Tekvîn: Allah-u Zülcelal'in istediğini dilediği şekilde yaratmasıdır. Allah-u Zülcelâl yaptıklarını fiil sıfatı ile yapar. Bu sıfatların hepsi tekvin sıfatının manası içine girmektedir. "Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz." (Rûm: 11)
Kaynak: Büyük İslam İlmihali
Muelif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri



 
 

 
  Bugün 4 ziyaretçi (84 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=