hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Hanefi Mezhebine Göre Namazın Dışındaki Şartlar
   
  Hakka Davet
  Hanefi Mezhebine Göre Namazın Dışındaki Şartlar
 
Hanefi Mezhebine Göre Namazın Dışındaki Şartlar
  
Hanefi mezhebine göre, namazın dışındaki şartların açıklaması:
 1- Hadesten Taharet
 Gusletmesi gereken kişinin (cünüp, hayız ve lohusanın) gusletmesi ve abdesti olmayan kimsenin de namaz için abdest almasıdır. İster fars, ister nafile, ister tilavet secdesi, ister şükür secdesi olsun her namaz için hadesten temizlenmiş olmak şarttır. Bu bulunmadıkça namaz sahih olmaz. 
 2- Necasetten Taharet
 Namaz kılacak kimsenin vücudunda, elbisesinde veya namaz kılacağı yerde bulunan ve namaza engel olacak derecedeki necaseti temizlemektir. 
  • Namazı bozan pisliğin, ayakların konduğu yer ile dizlerin konacağı yerde olması gerekir. Bunların dışındaki yerlerin pis olması namazı bozmaz.
  • Bir kimse namaz kılarken affedilmeyecek kadar kadar pisliği taşıdığı halde, bilmeyerek namaz kılsa, namazı batıl olup kaza ediilmesi gerekir. Çünkü namazın kılınmasında temizliğin bulunması şarttır. 
  • Elbisedeki pisliğin nerede olduğu bilinmediği zaman, elbisedeki herhangi bir yeri yıkamak yeterlidir. Bu şekilde elbise temizlenmiş olur.
  • Bir kimse necis olan bir yer üzerine bir yaygı yaysa be üzerinde namaz kılsa, ittifakla namazı sahihtir. Hatta Hanefi mezhebine göre, alt kısmı necis olan fakat üst yüzeyi temiz olan bir keçe üzerinde namaz kılmak da caizdir.
  • Temizlenebilir cinsten olmak şartı ile ağır necaset sayılan pisliğin katı olması halinde, ağırlığı bir miskal (2.17 gram)dan fazla, sıvı olması halinde ise bir el ayası genişliğinden fazla olursa, bu durumda namaz kılmak caiz değildir. Belirtilen miktarlardaki necaset ise namaza engel olmaz. Bağışlanmış olmasına rağmen az necasetle kılınan namaz, meşhur görüşe göre tahrimen mekruhtur.
  • Eti yenen hayvanların hafif idrarı gibi hafif necasetin, vücut veya elbisenin dörtte birinden daha az bir yere bulaşması halinde namaza bir zarar gelmez. Bu miktarlardan daha fazla bir hafif necasetin, vücuda veya elbiseye bulaşmış olması halinde, kılınan namaz caiz olmaz. Ebu Yusuf'a göre bu tür necaset, enine boyuna bir karış miktarı (yaklaşık 400 cm. kare), bir elbisede veya vücutta bulunursa, bununla namaz kılmak sahihtir. Necaset alanı daha fazla olursa, sahih değildir. 
Ebu Yusuf'a göre, bu tür necaset, enine boyuna bir karış miktarı (yaklaşık 400 cm. kare), bir elbisede veya vucütta bulunursa, bununla namaz kılmak sahih değildir. Necaset alanı daha fazla olursa, sahih değildir. 

3- Setr-i Avret 
Namazda örtülmesi faz olan ve başkalarının bakmaları caiz bulunmayan organlara; avret yeri denir. Erkeklerin avret yeri sayılan yerleri, göbek ve diz kapağı arasındaki yerdir. Diz kapakları da bu avret sayılan yerlere dâhildir. Hür kadınların ise elleri ve yüzleri müstesna, bütün vücudu avrettir. Ayakların avret olum olmamasında itilaf vardır. Kadınların ihtiyaten çoraplı olarak namaz kılmaları daha iyidir. 
  • Bir kimse temiz elbisesi olup da onu giymeye gücü bulunduğu halde, onu giymeyerek gece karanlığında çıplak olarak namaz kılmış olsa, ittifakla namazı caiz olmaz. 
  • Vücudun rengini gösterecek şekilde ince bir elbise ile namaz kılmak caiz değildir. Kadının saç rengini gösteren ince tülbent ile başını örtüp namaz kılması da sahih değildir. Örtünün sık dokunmuş, altını göstermeyecek kalınlıkta olması gerekir. 
  • Avret yerini örtecek bir şey bulamayan kimse, oturarak ve ayaklarını kıbleye doğru uzatarak imâ ile namaz kılar. Avret yerinin bir kısmını örtecek bir şey bulununca, onu kullanmak vacib olur. Bu durumda önce avret-i galize denilen arka ve ön taraf örtülür. 
  • Bir kimse, namaz kılarken elinde olmayarak açılan bir avret yerini hemen kapayacak olsa, namazı bozulmaz. Fakat kıyam veya rükû gibi bir rüknu yerine getirecek kadar bir zaman örtmezse, sahih olan görüşe göre namazı bozulur. 
  • Elbisenin darlığından dolayı avret yerinin belli olması, kötü bir hal ise de namazın sıhhatine engel değildir. 
4- İstikbâl-i Kıble
Farz veya nafile herhangi bir namazı kılacak kimsenin kıbleye, yani Kâbe'ye doğru yönelerek namazını kılması şarttır. Mekke'de bulunan kimselerin kıblesi; Kâbe-i Muazzama'nın kendisidir. Kâbe-i Muazzama'dan uzakta bulunan kimselerin kıblesi, Kâbe tarafına dönmeleridir. 
  • Bir kimse, namazda iken bir özür bulunmaksızın göğsünü kıbleden çevirirse; ittifakla namazı bozulur. Sadece yüzünü çevirirse bununla namazı bozulmaz. Fakat bir kerahet işlemiş olur. 
  • Kıble yönünü bilmeyen ve yanında soracak bir kimse bulamayan bir kişi, araştırma yapar. Bazı işaretlere, güneşe ve yıldızlara bakarak kıble yönünü araştırır ve kanaat getirdiği tarafa doğru namazını kılar. Namazını tamamladıktan sonra, kıble yönünü belirlemede hata yaptığını anlarsa, artok o namazı iade etmez. Fakat namaz içinde kuble yönünü bilecek olursa, o tarafa dönerek namazını tamamlar, yeniden kılması gerekmez. Kıble yönü üzerinde şüphe, ister şehir içinde, ister kırda, ister karanlık gecede ve gündüz vaktinde olsun, durum aynıdır. Böyle bir kimsenin, kapıları çalıp kıbleyi sorması gerekmez. 
  • Hastalığı ve bindiği hayvandan inmemesi veya düşmandan korkması yüzünden kıbldeye yönelmekten aciz olan bir kimsenin kıblesi, gücünün yettiği ve emin olduğu taraftır. 
  • Bir kimsenin yanında kıbleyi bilen birisi olduğu halde, sormayıp kendi araştırmasına göre bir tarafa yönelerek namaz kılsa, isabet etmişse namaz sahih olur; fakat isabet etmemiş ise namaz sahih olmaz. Gözleri görmeyen kimsenin durumu da aynıdır. 
  • Bir gemi içinde namaz kılan kimse, gücü yetiyorsa kıbleye doğru kılar; istediği tarafa doğru kılamaz. Gemi her döndükçe onun da kıbleye doğru dönmesi gerekir. 
5- Vakit
Farz namazlar, bu namazlara ait sünnet namazlar, vitir, Cuma ve bayram namazları için vakit şarttır. Bu namazların kendileri için belirlenmiş bulunan vakitlerde kulunması farzdır. Vakit çıktıktan sonra kılınan namazlar, eda değil kaza olur. Kaza ise edanın yerini tutmaz. Namaz vakitlerinde geniş açıklama ileride gelecektir. 

6- Niyet
Niyet, namazın şartlarından olup namaza girmeyi murad etmektir. Niyetin sebebi; ibadet niyeti ile adet olmaktan ayrılması ve kalpte ihlasın gerçekleşmesidir. Niyetin yeri kalptir. Niyetin kalpten söylenmesi şart, dil ile söylenmesi sünnettir. 
 
  • Farz ve vacib namazların niyetinde, hangi vaktin farzına veya vacibine niyet edildiğini belirlemek şarttır. Nâfile namazlarda; "Niyet ettim şu vaktin ilk veya son sünnetini kılmaya" diye niyet edilir. Bununla birlikte, nafilelerde "namaz kılmaya" diye mutlak niyet de yeterlidir. Müekked veya gayr-i müekket sünnet olduğunu veya rekât sayısını tayin etmek gerekmez. 
  • Niyetin, tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir. Yalnız niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hareketin bulunmaması gerekir. Mesela, bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kımaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan, namaz yerine varıp namaza başlasa namazı sahih olur. 
  • Cemaat hailnde imama uyulduğu zaman, imama uyulmaya niyet edilmesi de gerekir. İmama uyulmaya niyet edilmediği takdirde, imama uymak sahih olmaz. 
  • Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde, imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyma, sahih olmamış olur. Hatta "Allah" veya "Ekber" kelimesini, imamdan önce bitirise imama uymuş olmaz.
  • İmam olan kimsenin imamaete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için kadın cemaat mevcut olduğunda imamete niyet etmesi gerekir. 
  • Hangi namaz olursa olsun rekâtların adedine niyet etmek şart değildir. (Önceki maddelerle beraber, bütün bu sayılanlar, Hanefi mezhebine göre namazın şartları idi.)
Kaynak: Büyük İslam İlmihâli
Muelif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri



 
  Bugün 23 ziyaretçi (104 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=