hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Zekat
   
  Hakka Davet
  Zekat
 
ZEKÂT 
...خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا

 
 
"Müminlerin mallarından zekât al ki, onları temizleyip mallarını çoğaltsın..." (Tevbe; 103) 

Zekâtın sözlük anlamı; artmak, çoğalmak, arınmak ve bereketlenmek demektir. Dini anlamda zekât; nisab adı verilen, asgari zenginlik ölçüsündeki bir malın belirli bir miktarını, belirli bir zamandan sonra, Allah rızası için ihtiyaç sahibi kimselere karşılıksız olarak temlik etmektir, yani vermektir. 

Zekât verebilecek niteliklere sahip olan bir insanın zekât vermesi farzdır: Bu; kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Bunun için zekâtı inkâr etmek küfürdür. Farz olduğu halde onu yerine getirmemek, diğer farzları işlememek gibi günah ve haramdır. 

Zekât, Kur'an-ı Kerim'de seksen iki yerden namaz ile birlikte zikredilmiştir. 

Allah-u Zülcelâl bazı ayet-i kerimelerde şöyle buyurmuştur: "Namaz kılın zekâtı verin." (Bakara; 110) "Müminlerin mallarından zekât al ki, onları temizleyip mallarını çoğaltsın." (Tevbe; 103) "Hasat günü ürünün hakkını ödeyin." (En'am; 141) 

Bu ayet-i kerimeler, zekâtın delillerinden birkaç tanesidir. Sünnetten delili ise Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellemin şu hadis-i şerifidir: "İslâm beş temel üzerine kurulmuştur. Bunlardan biri de zekâttır." (Buhari, Müslim) 

Zekât Vermemenin Cezası
Zekât vermemenin hem dünyada hem de ahirette azabı vardır. Ahirette azabı, yakıcı, şiddetli bir azaptır. Nitekim Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Altın ve gümüşleri biriktirip Allah yolunda harcamayanları, büyük bir azabın beklediğini müjdele. Kıyamet günü, altın ve gümüşleri ateşte kızartılarak, bunlarla sağları, solları, yanları ve sırtları dağlanır. İşte bunlar, biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizin tadına bakın." (Tevbe; 4-5) 

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem de hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kendisine vermiş olduğu malın zekâtını vermeyen kimsenin malı, kıyamet gününde iki gözünde iki siyah nokta bulunan, dehşetli ve zehirli bir yılan şekline sokulur ve bu yılan, o gün mal sahibinin boynuna sarılır. Sonra, ağzı ile mal sahibinin çenesini yakalar ve: 'Ben senin dünyada en çok sevdiğin malınım, ben senin hazinenim!' der." (Buhâri, İbn Mâce) 

Allah için zekât vermek, dünya nimetlerinden uzaklaşarak, ahiret için yapılan kârlı bir ticarettir. Onun için insan elindeki bu varlığı ve zenginliği Allah-u Zülcelâl'in verdiğine ve yine O'nun bir gün alabileceğine inanıyorsa, Allah-u Zülcelâl'in emretmiş zekâtı verirken cimrilik yapmamalıdır. 

Dün, Karun'u, malları ile beraber toprağa yutturan Allah-u Zülcelâl, bu gün senin mallarını da elinden alabilir. Bunu hiç akıldan çıkarmamak lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "O mallarda, dilencilerin ve mahrum kalanların hakkı vardır." (Mearic; 24-25)

Kaynak: Büyük İslâm İlmihali
Müellif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri

 
  Bugün 23 ziyaretçi (81 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=