hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Sefer - Anlamı ve Müddeti
   
  Hakka Davet
  Sefer - Anlamı ve Müddeti
 

SEFER

Anlamı ve Müddeti

 

     Hanefi mezhebine göre sefer, herhangi bir mesafeye gitmektir. Orta bir yürüyüşle üç günlük bir uzaklıktan ibarettir. Bu da yaklaşık 90 kilometredir. Mesafe ölçümü, içinde yaşanılan şehrin kenar mahallelerinin bitiminden itibaren başlar. Bundan sonra 90 km. gidildiğinde, seferilik hükümleri geçerli olur.

     Bir kimsenin seferi sayılabilmesi için vasıtasının ismi ve şekli nazara alınmaz (Araba, uçak, gemi vs.); sadece mesafeye itibar edilir. Dinen seferi sayılan bir kimse için bir takım ibadetler hafifletilmiş, bazı kolaylıklar getirilmiştir. Seferi sayılan, yani yolculuğa çıkan kimse, farz olan oruçları daha sonra tutmak üzere erteleyebilir. Mestlere mesh müddeti, seferde üç güne kadar çıkar. Başka bir kolaylık da, dört rekâtlı farz namazların iki rekât olarak kılınmasıdır.

    Hanefi mezhebine göre, vatan üç kısımda mütalaa edilir:

1-      Vatan-ı Asli: Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde sürekli yaşamak istediği veya içinde barınmayı kast edip başka yeri vatan edinmek istemediği yere “vatan-ı asli” denir.

2-      Vatan-ı İkamet: Bir kimsenin doğduğu, evlendiği ve yerleşmeye karar verdiği bir yer olmaksızın, yalnız on beş günden fazla kalmak istediği yere de “vatan-ı ikamet” denir.

3-      Vatan-ı Sükna: Bir yolcunun, on beş günden az oturmak istediği yerdir. Kişi orada seferi sayılır. Bu vatan, diğer vatan çeşitlerini değiştirmez. Kişi on beş günden kısa süren ve 90 km.’den uzağa yaptığı tüm yolculuklarında, şehrin yerleşim alanları dışına çıktığı andan itibaren ve gittiği yerde, seferi sayılır. Bu durum, geri dönünceye kadar devam eder.

     Şafii mezhebine göre, sefer meselesi hakkında ihtilaf vardır. Bunların içinde, benim tercihim, aynen Hanefi mezhebinde olduğu gibi 90 kilometre’dir. Yolcu birisinin, gittiği yerde namazlarını kısaltarak kılabilmesi için dört günden az kalmaya niyet etmelidir.

     Dört gün ve dört günden fazla kalanlar, dört rekâtlı farz namazlarını iki rekât olarak kılamazlar.

     Yine, Şafii mezhebine göre, seferi olan bir kimse, yolculuk esnasında namazları cem-i takdim ve cem-i tehir tarzında kılabilir. İkindi namazını, öğle ile birlikte öğle namazı vaktinde; yatsı namazını da akşam ile birlikte, akşam namazı vaktinde kılmaya “Cem-i takdim” adı verilir. Öğle namazını ikindi ile birlikte, ikindi namazı vaktinde; akşam namazını da yatsı ile birlikte, yatsı namazı vaktinde kılmaya da “cem-i tehir” denir.

     Cem-i takdim ve cem-i tehirde iki namaz peş peşe kılınmalıdır. İkindi namazı başlayıncaya kadar, birinci namazın vaktinin çıkmış olması şarttır. Bir namazı öne alarak kılmanın bazı şartları vardır. O şartlar şunlardır: Kişi namazlarını birleştirerek kılmaya niyet etmelidir. Bu niyet, birinci namaza başlarken yapılabileceği gibi, birinci namazın ortasında da yapılabilir. Önce birinci vaktin namazı kılınmalıdır. Ayrıca iki farz arasında sünnet kılınmaz.

     Bir namazı kendi vaktinden sonra kılmanın da iki şartı vardır:

1-      Birinci namazın vakti çıkmadan önce, onu tehir ederek kılmaya niyet etmek. Mesela, yolcu birisi öğle namazını ikindi vaktinde kılacaksa, öğle vakti çıkmadan buna niyet etmelidir. Niyet etmezse öğle namazı kazaya kalmış olur.

2-      İkinci nazmı tamamlayıncaya kadar seferilik devam etmelidir. İkinci namazı tamamlamadan seferiliğin şartları ortadan kalksa her iki namaz da kazaya kalmış olur.

Seferiliğin Sona Erip Ermemesi

Asıl vatan ancak kendi misli ile bozulur. İkamet vatanı ile bozulmaz. Bir kimse, içinde doğup büyüdüğü veya evlendiği yeri terk edip başka bir beldeye daimi olmak niyetiyle yerleşse, artık önceki vatanı, asıl olmaktan çıkar. Daha sonra tekrar (yerleşme niyeti olmaksızın) oraya gidecek olsa, on beş gün oturmaya niyet etmediği sürece, farz namazlarını dörder rekât kılması gerekmez. Çünkü burası artık onun için herhangi bir yer gibidir, seferi hükmündedir. Fakat asıl vatanından geçici olarak çıkıp başka bir yeri ikamet vatanı edindikten sonra, asıl vatanına dönse, niyete muhtaç olmadan mukim olur; namazlarını tam olarak kılması gerekir.

     İkamet vatanı, asıl vatanla ve diğer bir ikamet vatanı ile sırf yola çıkmakla bozulur; aralarında sefer mesafesi bulunması şart değildir. Örnek olarak; bir kimse yolculuğu sırasında bir beldede bir ay kalmayı niyet edip bu kadar durduktan sonra, tekrar yola çıksa veya diğer bir beldeye gidip orada en az on beş gün oturmaya niyet etse, artık önceki belde ikamet vatanı olmaktan çıkmış olur. Oraya tekrar dönmekle mukim olmaz. Orada mukim olabilmesi için tekrar en az on beş gün oturmaya niyet etmesi gerekir. Fakat ikamet vatanından ikamet müddeti içinde geçici bir iş için sefer müddetinden az, birkaç saatlik yola gidip dönmekle, ikamet vatanı bozulmaz.

Seferi iken dört rekâtlı namazları, iki rekât kılmak ruhsat mıdır?

Hanefi mezhebine göre, seferi iken dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak kılmak vaciptir ve aynı zamanda azimettir. Çünkü Hz. Ömer radıyallahu anhudan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Bu Allah-u Teâlâ’nın size sunduğu bir lütuftur. O’nun lütfunu kabul ediniz.”  (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî) Şafii mezhebine göre, kişi, içinde bunu yapmayı hoş bulmama gibi bir şey hissederse namazlarını kısaltmadan kılması daha faziletlidir.

Seferinin Mukime, Mukimin Seferiye Uyması

Fakihler, seferinin mukime, mukimin de sefere uymasının caiz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Seferi mukime uyarsa, İmama uyması icap ettiğinden, namazlarını dört rekât olarak tamamlaması vacip olur. Seferi, mukim kimselere namaz kıldırırsa ikinci rekâtta selam verir, sonra mukim olan cemaat namazlarını tamamlar.

     Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, seferi olan imamın namaza başlamadan önce “Namazı tamamlayın, çünkü ben seferiyim.” Diyerek cemaati uyarması müstehap olur. Eğer başta söylememişse selam verdikten sonra söylemelidir.

Kaynak: Büyük İslam İlmihali

Muelif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri


 
  Bugün 23 ziyaretçi (98 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=