hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Ezan
   
  Hakka Davet
  Ezan
 

 

EZAN
      Ezan, İslam'ın sesi olarak bütün insanları Allah-u Zülcelâl'e kulluk yapmaya davet eder. Bu çağrıya icabet eden, Rabbinin huzurunda durup alnını secdeye koyarak, Allah'a ve Resulüne bağlılığı ispat eder.
    Ezanın çok büyük fazileti ve ecri vardır. Ona icabet etmek, insan için kurtuluşun ilk basamağı olup bu davete kulak vermemek, ebedi bir hüsranın, korkunç bir akıbetin alametidir. Nitekim Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Namaz çağırdığınız zaman onu eğlenceye ve alaya alırlar. Bu (davranışları) onların akıllarını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır." (Maide; 58)
   Onun için akıllı kimseler, bu davete icabet ederek kurtuluşun kapısını aralayanlardır. Ebu Hureyre radıyallâhu anhudan rivayet edilen hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "İnsanlar, ezan okumakta ve birinci safta bulunmakta ne kadar sevap olduğunu bilselerdi, birbirleri ile mücadele etmemek için kura çekmekten başka çare bulamayacaklardı." (Buhari, Müslim)
    Ezanın bu kadar büyük fazileti ve ecri olduğundan, onu okuyan müezzinler de çok faziletli sayılmışlardır. Nitekim Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Doğrusu, 'ben kendimi Allah'a verenlerdenim' diyen, yararlı işler işleyen ve Allah'a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?" (Fussilet; 33)
  Ebu Said radıyallâhu anhudan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem de şöyle buyurmuştur: "Müezzinin sesini duyan insanlar, cinler ve diğer mahlûkat, kıyamet gününde şahitlik yapacaklardır." (Buhari)
   Muaviye radıyallâhu anhudan rivayet edilen diğer hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde, insanlar arasındaki en uzun boylular müezzinler olacaklardır." (Müslim, Ahmed bin Hanbel, İbn-i Mace)

Ezanın Hükmü

Hanefi ve Şafii mezheblerine göre ezan, farz namazlar ve cuma namazının cemaatle kılınması için vacib kuvvetinde müekked sünnettir. Bayram namazları, teravih namazı ve cenaze namazı için ezan okumak sünnet olmayıp, bu namazlar kılınacağı zaman "es-Salatu'l-Cami'a" denilir. Nafile namazlar ve adanmış namazlar için de azan okumak sünnet değildir. Kadınların da ezan okumaları mekruhtur. 
  Namaz vakti girmeden önce ezan okunmaz. Şayet okunursa, vakit girdiği zaman tekrar okunur. (Fethu'l-Kadir, 1/467; Muğni'l-Muhtac, 1/133)

Ezanın Şartları

1- Vaktin girmiş olması: İttifakla, namaz vakti girmeden önce ezan okumak sahih olmayıp, haramdır. Eğer vakit girmeden ezan okunursa vakit girdikten sonra ezan iade edilir. Şafii mezhebine göre, bir vakit içinde ezanın tekrarlanması da haramdır. Müezzinlerin okudukları ezan, bu haram olan ezanlardan değildir.

Yalnız Şafii mezhebi ve Hanefilerden Ebu Yusuf, gece yarısından sonra sabah namazı için ezan okumayı caiz görmüşlerdir. Gecenin en son altıda birini teşkil eden seher vaktinde ezan okumak mendubtur. Sonra bu ezan fecr-i sadık doğunca iade edilir. 
2- Ezanın Arapça olması: Hanefi ve Şafii mezheblerine göre, eğer cemaat için okunan ezan arapçadan başka bir dil ile okunmuşsa bu ezan sahih değildir. Arapçayı iyi bilmeyen bir kimse sadece kendisi için Arapça dışında bir dil ile ezan okursa Şafii mezhebine göre bu ezan caizdir. Ancak Hanefi mezhebine göre mutlak olarak, bu ezan sahih değildir. Çünkü ezan, Kur'an gibi mutlak olarak Arapça gelmiştir. 
3- Ezan ve kametin cemaate duyurulması: Hanefi ve Şafii mezheblerine göre, okunan ezan ile kametin cemaatten bir kısmına duyurulması, yalnız ise kendisi duyacak kadar sesli okuması şarttır. 
4- Ezan ve kametin sözleri arasında tertip ve peşpeşe okumak: Hanefi mezhebine göre, ezan ve kametin kelimelerinin tertipli ve peşpeşe okumaları sünnettir. Tertipsiz olarak peşpeşe olmaksızın okunan ezan da sahih olmakla birlikte mekruhtur. Efdal olan, tertipsiz okunmuş ezan ve kametin iade edilmesidir. 

Şafii mezhebine göre, ezan ve kametin sözleri arasında tertip ve peşpeşe okumak şarttır. Bunun sebebi ise sünnete uymaktır. Peşpeşe ve tertip üzere okunmayan ezanlar iade edilir. 
5- Ezan ve kametin bir tek kişi tarafından okunması: Hanefi ve Şafii mezheblerine göre, ezanın bir kısmın müezzin, diğer bir kısmı da başka bir müezzin okuyacak olursa bu ezan sahih olmaz. Bunun gibi, bir cümlesini biri, diğer cümlesini de diğeri okumak suretiyle iki kişi tarafından nöbetleşe okunan ezan da sahih değildir. Ancak bir gurup insanın birleşerek ezan okumaları sahihtir. 
6- Müezzinin müslüman, akıllı ve erkek olması: Hanefi mezhebine göre, böyle olmayan kimselerin ezan okumaları tahrimen mekruhtur. Böyle ezanların iade edilmesi müstehaptır. Buna göre, Hanefilerce, müezzin erkek, akıllı, takva sahibi, sünnete vakıf ve namaz vakitlerini bilen bir kişi olması gerekir. 

Şafii mezhebine göre, kafirin, delinin, mümeyyiz olmayan çocuğun, bayılan kimsenin ve sarhoşun ezanı sahih değildir. Kadının ezanı da sahih değildir. Çünkü kadının ezan okuması meşru kılınmamıştır. (Durrü'l-Muhtar, 1/362; Fethu'l-Kadir, 1/70; Muğni'l-Muhtac, 1/137; el-Müezzeb, 1/55)
 

Ezanla İlgili Hükümler

Hanefi ve Şafii mezheblerine göre, ezanla ilgili bazı hükümler şunlardır: 
  • Fasık bir kimsenin ezan okuması mekruh olup iade edilmesi müstehaptır. 
  • Ezanda niyet şart değildir. Fakat ezandan başka bir maksat taşımamak şarttır. Bir kimse eğer okuduğu ezan ile başkalarına öğretmeyi kastederse namaz vakitlerini bildiren ezan yerine geçmez. 
  • Abdestsiz ezan okumak mekruh, cünüp olarak ezan okumak da mekruh olup kerahati daha fazladır.
  • İttifakla, ezan okuyandan başkasının kamet getirmesi caiz olduğu gibi, ezan okuyan kimsenin kameti üstlenmesi de sünnettir.
  • Ezan okurken kıbleye yönelmek sünnet olup terki mekruhtur. 
  • Ezan okuyan müezzinin: "Hayye ale's-Salah" derken başıjnı sağa: "Hayye ale'l-Felah" derken de başını sola çevirmesi sünnettir. 
  • Ezanın kelimelerini uzatılmayacak yerde uzatmak, uzatılacak yerde uzatmayarak teganni yapmak mekruhtur.
  • Ezan okuyanın sesinin gür ve güzel olması, ezanın sünnetlerindendir. 
  • Ezan okuyan kimsenin mescide yakın bir yerde bulunması da ezanın sünnetlerindendir. 
  • İttifakla, ezanın ayakta okunması sünnettir. Oturarak veya sırtı kıbleye çevirererk ezan okumak mekruhtur. Eğer müezzinin hastalık ve benzeri bir özrü bulunursa o takdirde oturarak ezan okuyabilir.
  • Ezan okuyan müezzinin iki eilinin birer parmağını kulaklarına sokması sünnettir. Çünkü bu, sesi yükseltir. 
  • Ezan okunduktan sonra özürsüz olarak mescidden çıkmak mekruhtur. Hanbeli mezhebine göre haramdır. 
  • Çocuk doğduğu zaman, sağ kulağına ezan okumak mendup olduğu gibi sol kulağına da kamet getirmek menduptur.
  • Yolcunun arkasından ezan okumak menduptur. 

Ezanın Mübarek Sözleri

"Allâhu Ekber Allâhu Ekber, Allâhu Ekber Allâhu Ekber."
(Allah en büyük ve en yücedir.)

"Eşhedu en lâ ilahe illellah. Eşhedu en lâ ilahe illellah." 
(Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim.)

"Eşhedu enne Muhammede'r-Rasûlullah. 
 Eşhedu enne Muhammede'r-Rasûlullah." 
(Hz. Muhammed aleyhisalatu vesselamın, O'nun Resûlü olduğuna şehâdet ederim.)

"Hayya ale's-Salâh. Hayya ale's-Salâh." (Haydi namaza!)
"Hayya 'ale'l-Felâh. Hayya 'ale'l-Felâh." (Haydi kurtuluşa!)
"Allâhu Ekber. Allâhu Ekber." (Allâh en büyük ve en yücedir.)
"Lâ ilahe illellah". (Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.)

Şafii mezhebine göre; Ezandaki, tekbirler ve Kelime-i Tevhid dışındaki kısımlar, birer defa okunur. 

Müezzinin sesi işitildiği zaman,
Sa'd bin Ebî Vakkas radıyallâhu anhudan rivayet edilen şu dua okunmalıdır: 
"Ve ene eşhedu en lâ ilahe illellahu vahdehû lâ şerikeleh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluh ve radîytu billâhi rabben ve bil-İslâmi dînen ve bi-Muhammedin sallallâhu aleyhi veselleme rasûlâ. (Beyhaki)
(Ben, Allah'tan başka ilah olmadığına ve O'nun tek olduğuna ve hiçbir ortağının bulunmadığına ve Muhammed sallallâhu aleyhi vesellemin O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Rabbimin Allah olmasına, dinimin İslam olmasına ve Peygamberimin Muhammed sallallâhu aleyhi vesellem olmasına razıyım.) 

Ezana İcabet

Hanefi mezhebine göre, ezanı işiten kimsenin, ezana icabet etmesi vacibtir. Şafii mezhebi ve Hanefi mezhebinde, bir kavle göre sünnettir. 
Ezana icabet; ezan sözlerini tekrarlamak ile olur. Ancak: "Hayye ale's-Salâh ve Hayye ale'l-Felah sözlerini duyunca şöyle denilir: "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil âzim." Yine sabah namazında müezin: "Es-salâtu hayru'n mine'n-nevm" dediği zaman: "Sadakte ve Berirte" denilir. Ezan bittikten sonra da salavat getirilip ezan duası okumak sünnettir. 

Ezan Duası: 
"
اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ
"Allâhumme rabbe hazihid-daveti't-tammeh. Vessâlati'l- kâimeh. Âti seyyidinâ Muhammeden sallallâhu aleyhi veselleme el-vesilete ve'l-fadîleh. Veb'ashu makâmen mahmûden-illezî ve'adteh."
(Ey bu tam olan ve kılınmakta olan namazın Rabbi olan Allah'ım. Muhammed sallallâhu aleyhi veselleme vesile ve fazilet ver ve onu vaadettiğin övülmüş makam olan Makam-ı Mahmud'a gönder.) 
Cabir radıyallâhu anhudan rivayet edilen hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Kim ezanı işittiğinde bu duayı okursa, kıyamet gününde şefaatim ona helal olur." (Müslim

Amr bin As oğlu Abdullah radıyallâhu anhudan rivayet edilen başka bir hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: 
"Müezzini ezan okurken işitince onun söylediklerini siz de söyleyin. Sonra benim üzerime salavat-ı şerife getirin. Zira benim üzerime bir defa salavat-ı şerif getirene Allah on sevap verir. Daha sonra Allah'tan benim için vesileyi isteyiniz. Çünkü vesile cennette bir makamdır ki, o makam Allah'ın kullarından sadece bir kula verilecektir. Ve ben, o bir kul olmak istiyorum. Kim benim için vesileyi isterse, ona kesinlikle şefaat ederim." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai

Anlatıldığına göre, İbn-i Abbas radıyallâhu anhu bir gün sahabelerle otururken, ezan okunmaya başlado. İbn-i Abbas radıyallâhu anhu öyle şiddetli ağlamaya başladı ki, cübbesi sanki su dökülmüş gibi ıslandı. Bunu gören diğer sahabeler de ağlamaya başladılar. İbn-i Ali radıyallâhu anhu ona dedi ki:  "Ey Resulullah'ın amcasının oğlu, niçin böyle ağlıyorsun? Biz sen ağlıyorsun diye ağlıyoruz." İbn-i Abbas radıyallâhu anhu dedi ki: "Müezzinin ne dediğini biliyor musunuz?" Sahabe-i Kirâm: "Müezzinin ne dediğini bize söyle ey İbn-i Abbas!" dediler. İbn-i Abbas radıyallâhu anhu şöyle buyurdu:

"Müezzin Allah-u Ekber' dediği zaman: 'Ey meşgul olan insanlar! Uğraştığınız işleri bırakın ve ezana dönün ve sizin için en hayırlı olan namaza gelin.' 
"Eşhedu en lâ ilahe illellah, dediği zaman: 'Gökleri, yeri ve onların içerisinde bulunan melekleri size şahit tuttum. '  
"Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah' dediği zaman: 'Bütün peygamberleri ve Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellemi, size günde beş sefer haber verdiğime şahit tuttum.'  
"Hayya ale's-Salah! dediği zaman: 'Allah-u Zülcelâl bu dini ve namazı, sizin üzerinize şart koştu. Öyle ise bu dinin ve namazın gereklerini yerine getirin' 
"Hayya ale'l-Felah dediği' zaman: 'Allah-u Zülcelâl'in rahmetine girin ve hidayet hazinesinden payınıza düşeni alın.' "Son olarak, 'Allah-u Ekber' dediği zaman: 'Namaz olmadan yapılan işler haramdır." 
"Lâ ilahe illellah' dediği zaman: 'Bu emanet, yedi kat yerin ve yedi kat göğün emanetidir. İster yerine getir, ister yerine getirme!' demektedir."

İşte, müezzin, ister bu okuduğu ezanın manasını bilsin, isterse bilmesin, günde beş sefer ezan okuduğu zaman, bizleri bu mana ile Allah-u Zülcelâl'e doğru çağırmaktadır. Onun için, ezan okunduktan sonra, Allah-u Zülcelâl'in dininin direği olan namaza muhabbetle koşmak lazımdır.

İnsan ezan sesini duyduğu zaman, kıyamet günündeki davetin dehşetini düşünmelidir. Zahiri ve batini olarak süratle ezana icabet etmelidir. Aminetü'l-Ramliye ismindeki bir kadın şöyle demiştir: "Ezan okunduğu zaman, İsrafil aleyhisselamın Sur'u üfürdüğünü ve kıyametin koptuğunu ve Rabbimin huzuruna çıkacağımı düşünüyorum."

Bu sözde, bizim için çok büyük dersler vardır. Ezana bu şekilde icabet edenler, mahşer alanına lütuf ve nezaketle çağırılırlar. Onun için her mü'min, kendi kendine ezan sesini aşk ve muhabbetle, bir ferahlama duyarak karşılayıp karşılamadığını derinlemesine düşünmelidir. Eğer bir aşk, muhabbetle ve ferahlık duyarak ezana icabet ediyorsa, o dehşetli kıyamet gününde kulakları müjde ve kurtuluş nidaları ile çınlayacaktır. Ne mutlu o kimselere ki, bütün işlerini bırakarak Allah-u Zülcelâl'in çağrısına icabet ederler.

Namazın Dışında Ezan Okumak 

Namazın dışında, birtakım sebeplerden dolayı ezan okumak menduptur. Bunlar: 
1- Çocuk doğduğunda sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okumak menduptur.
2- Yangın ve savaş esnasında, ayrıca yolculuğa çıkanın arkasınan ezan okumak menduptur.
3- Sara ve sinir hastalığına yakalanmış olan kişinin, aşırı öfkelenmiş olan kişinin kulağına ezan okumak menduptur.

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli
Muellif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri


 

 
  Bugün 23 ziyaretçi (87 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=