hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Namazların Kaza Edilmesi
   
  Hakka Davet
  Namazların Kaza Edilmesi
 

NAMAZLARIN KAZA EDİLMESİ

Kaza Namazı

Farz veya vacib herhangi bir namazın vaktinde kılınmasına "eda" vaktinde kılınmayıp da daha sonraki bir zamanda kılınmasına ise "kaza" denir.

   Bile bile olsun, uyku sebebiyle olsun, unutarak veya şüphelenerek olsun, namazı terk etmekten dolayı terk edilen namazın kaza edilmesi farzdır. Bu saydığımız sebeplerden dolayı namaz kılmayan bir kimse, bu namazlarını en kısa zamanda kaza etmelidir. Bir kimsenin kaza borcu bulunsa, bu kaza namazlarının bittiğine kanaat getirinceye kadar kılması vacibtir. 

Sünnet Namazlar Yerine Kaza Namazı Kılmak

Hanefi mezhebi İmamlarına göre, beş vakit namazın sünneti ve teravih gibi, hakkında hadis varid olan sünnet namazlar, kişinin kaza namazı olsa da kılınır. Fakat diğer nafile namazları kılmaktansa kaza namazı ile meşgul olmak daha efdaldir. (İbn-i Abidin; 1/493)

  Şafii mezhebine göre, üzerinde kaza namazı bulunan kimse, sünnet namazları kılamaz. Hatta kılınması haramdır. Üzerinde kaza namazı bulunan bir kimse, yemek, uyku ve iş zamanı müstesna, bütün zamanını kaza namazı kılmaya vermek mecburiyetindedir. (İanetü't-Talibin, 1/23) 

Namaz Mesuliyetinin Düşmesi

Âlimler, hayız ve nifas hallerinde, kadınların üzerinden namaz borcunun düşmesi konusunda ittifak etmişleridir. Bir kadının, hayız ve nifas halinde iken kılamadığı namazlarını kaza etmeleri gerekmez. 

  Hanefi mezhebine göre; beş vakit namaz süresince ve daha fazla vakit devam eden delilik ve bayılmadan dolayı da namaz borcu düşer. (Dürrü'l-Muhtar, I. 330-668)

   Delirmek, bayılmak veya şiddetli bir hastalık ya da mübah bir iş sebebiyle aklı kaybolan kişiye, namaz kılmak da kılamadığı namazları kaza etmek de farz değildir. Fakat haram olan bir şeyle aklı kaybolan, örneğin; içki içerek sarhoş olan ya da gereksiz ilâç alarak aklı kaybolan kimsenin, ayılınca kılamadığı namazları kaza etmesi gerekir. 

Hastaların Namazı

Bir hasta, gücüne göre, namaz kılmakla yükümlüdür. Ayakta durmaya gücü yetmeyen veya ayakta durması tedavisinin uzamasına veya hastalığının artmasına sebep olacağı anlaşılan bir hasta, oturarak namazını kılar. Oturmaya da gücü yetmezse durumuna göre, yan üzeri veya sırt üstü yatarak işaretle (ima ile) namazını kılar. 

   İma, namazda rükû ve secdeye işaret olmak üzere, başı öne eğmektir. İma ile namaz kılmaya güvü olmayan bir hastadan, bir gün veya bir gecelik veya daha ziyade namazları sonraya kalır. İyileşince bunları kaza etmesi gerekir. 

   Şafii mezhebine göre; ima ile kılınan namazda, kalbin de tasdik etmesi lazımdır. Bir kişinin aklı bşaında ise namazını kazaya bırakması caiz değildir. Kalben de olsa namazın erkânını düşünerek kılması gerekir. 

Kılınamayan Namazların Kaza Edilmesi

Hanefi mezhebine göre, seferi iken kazaya kalan namaz, mukim iken kaza edilecek olursa yine seferi namaz olarak kaza edilir. Yani dört rekatli farz namazlar, iki rekât olarak kaza edilir. Bunun gibi mukim iken kazaya kalan namazlar, seferi iken kaza edilecek olsa, mukim gibi kaza edilir. Yani, dört rekatli farz namazlar, yine dört rekât olarak kaza edilir. (Fethu'l-Kadir, 1/405)

   Bir kimsenin çok miktarda sayısını bilmediği kaza borcu bulunsa, borcundan kurtulduğuna kanaat getirinceye kadar kaza namazı kılması vacibtir. Böyle bir kimsenin zaman belirleyerek mesela; bir kimse üzerinde kazaya kalmış öğle namazına niyet etse, ama: "Üzerimde ilk defa kalmış olan öğle namazını kaza etmeye niyet ettim." veya Üzerimde en son kazaya kalmış olan öğlen namazını kaza ettim." demeyip, sadece; "Üzerimde kazaya kalmış olan öğlen namazını kaza etmeye niyet ettim." dese, bu şekilde niyet edilerek kaza edilen namaz sahih olmaz. 

    Bazıları, bu şekilde tayin etmeden orucunu veya namazını kaza etse sahih olur, demişlerdir. Fakat esas olan birinci kavildir. 

   Şafii mezhebine göre, yolculuk sırasında kazaya kalan namazlar, mukim iken dört rekât olarak kaza edilir. Mukim iken kazaya kalan dört rekatli namazlar, yolculuk esnasında kaza edilecek olsa Hanefi mezhebinde olduğu gibi yine dört rekât olarak kaza edilir. Esas olan görüşe göre, sadece seferde kazaya bırakılan namazlar, yine seferde kaza edilirken, iki rekât olarak kaza edilir. 
   
    Sayısını bilmediği kaza namazlarını kılacak kimsenin, üzerinde farz namaz borcu kalmadığı kanaatine sahip oluncaya kadar kaza namazı kılması gerekir. Zaman belirlemek gerekmez. Öğle, ikindi gibi kılacağı namazları belirlemesi yeterlidir. 
 

Kazaya Kalan Namazların Cemaatle Kılınması

   Hanefi mezhebine göre, kaza namazı yalnız tek başına kılınabileceği gibi, cemaatle de kılınabilir. Kaza namazlarının cemaatle kılınması müstehaptır. Kaza namazları cemaatle kılındığı zaman, sabah, akşam ve yatsı namazı gibi aşikâr kıraat yapılan bir namaz ise aşikâr olarak; gizli kıraat yapılan öğle ve ikindi namazı gibi bir namaz ise gizli olarak kıraat yapılır. Eğer kişi tek başına bu namazları kaza ediyorsa, açıktan okumakla gizli okumak arasında serbesttir. 

   Şafii mezhebine göre, namazlar kaza edilirken vakte göre, gizli veya açıktan okunur. Eğer bir kimse güneş doğmasından batmasına kadar geçen zaman içinde namazlarını kaza ediyorsa, kıraatı gizli yapar. Eğer güneşin batışından doğuşuna kadar geçen zaman içinde, kaza ederse kıraatı açıktan okur. 

Kaza Namazlarında Tertip
Hanefi mezhebine göre, kaza namazlarını kılarken tertibe riayet etmek vacibtir. Vitir namazı dâgil kılınamayan beş vakit namaz ile vakit namazı arasında tertibe riayet etmek gereklidir. Ancak vakit namazının kaçırılmasından korkulduğu takdirde, önce vaktin namazı, sonra da kazaya kalmış olan beş vakit namaz kılınır. 

   Birçok namazı kazaya kalan kimse, bunları kaza ederken, tertibe sokarak kılar. Ancak kazaya kalan namazlar vitir namazı dışında, altı vakitten fazla ise kaza namazları ile vakit namazları arasında olduğu gibi, bu kaza namazları arasında da tertip düşer. 

   Tertip sahibi bir kimse, vitir namazı bile olsa, kazaya kalmış bir namazını hatırlarsa ve buna rağmen farz bi namaz kılsa, kıldığı farz namaz bozulur. Örneğin; bir kimse sabah namazını kaçırsa ve sonra öğle namazını kılarken bunu hatırlasa, öğle namazı fasid olur. Ertesi günün sabah namazı vakti çıkıncaya kadar, hüküm bu şekildedir. 

    Tertip sahibi olan bir kişi, bir vakit namazı kılamayıp kazaya bıraktığı zaman, ikinci namaz vakti gelince, önce kazaya kalan namazı kılması gerekir. Eğer, o kazaya kalmış namazı hatırladığı halde, vaktin namazını kılarsa, İmam-u Âzam'a göre kılmış olduğu vakit, muvakkaten bozulmuş olur. 

   Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; tmaamen namaz olmatan çıkar. Bu kalan kaza namazını altı vakitten önce kılarsa kılmış olduğu vakit namazlarının farziyeti bozulu nafile olurlar. 

    Altı vakit kıldıktan sonra bu kazayı kılarsa, İmam-ı Âzam'a göre bu altı vakit sahih olur. Ebu Yusuf ile İmam-ı Muhammed'e göre sahih olmaz. Mesela; tertip sahibi bir kimse, uykudan uyanamayıp sabah namazını kılmamış olsa, sabah namazını kaza etmeden ve her namaz kılarken, bu kaza namazı hatrında olduğu halde, öğle namazını, ikindi namazını, akşam namazını, yatsı namazını, ertesi günü sabah namazını lılsa o günün öğle namazını da kılarsa, vakit altı olduğundan, bu öğle namazı, önceki beş vakit namazın sahih olmasına sebep olur. 

    Eğer altıncı vakit olan öğlen namazında, önce kazaya kalmış sabah namazını kaza ederse, kılmış olduğu beş vakit namaz bozulmuştur. Bu takdirde, beş vakit namazın sahih olmasını temin eden öğle namazıdır ve beş vakit namzı bozan da kazaya kalmış sabah namazıdır. 

Hanefi mezhebine göre tertip üç şeyle düşer: 

1- Kazaya kalan namazların altı vakit olması.
2- Müstehap olan vaktin hem kaza hem de vakit namazının birlikte kılınamayacak kadar dar olması.
3- Vakit namazlarını kılarken, kaza namazını hatırlamak. (Durrü'l-Muhtar, 1/679; Meraki'l-Felah, 75)

Şafii mezhebine göre, kazaya kalmış olan namazları tertipli olarak ve vaktinin geçeceğinden korkmadığı, içinde bulunduğu vaktin namazından önce kılmak sünnettir. Kaza namazlarının tertipli kılınması ve hazır olan vaktin namazdan önce kılınmasının iki şartı vardır: 

1- Hazır olan vaktin namazının kazaya kalmasından korkmamak. Bu da ilk rekâtına yetişememekle kayıtlandırılmıştır.
2-  Hazır olan vaktin namazına başlamadan önce, kazaya kalmış olan namazları hatırlamış olmak gerekir. Eğer kaza namazlarını hatırlamadan vaktin namazına başlanırsa ister vakit geniş olsun ister dar olsun, bu namazı tamamlamak vacib olur.

Cem-i takdim tarzında birleştirilerek kılınacak olan namazlarda, tertibe riayet etmek vacibtir. Fakat Cem-i Tehir tarzında birleştirilerek kılınacak olan namazlarda, tertibe riayet etmek sünnettir. (Muğni'l-Muhtac, 1/127; el-Mühezzeb, 1/54)

Gemi, tren ve uçak gibi vasıtalarda namaz nasıl kılınır?
İmam-ı Azam'ın görüşlerin anlaşıldığına göre, özürsüz olarak da olsa, gemide, uçakta ve arabad rükû ve secdeye varmak şartıyla oturarak farz namaz kılmak caizdir.

    Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'in görüşlerinden anlaşıldığına göre, özürsüz olarak gemi, uçak ve arabada oturarak kılınan namaz sahih değildir. Kuvvetli olan görüş de budur. Buradaki özür, baş dönmesi ve dışarıya çıkamamak gibi özürlerdir.

    Buna göre gemi, tren, otobüs ve uçak gibi vasıtalarda bulunan bir kimse, ayakta kıbleye doğru namaz kılmak mümkün ise öyle kılar. Bu durumda başka bir yöne doğru namaz kılmak câiz değildir. Nmazın içinde iken vasıta dönerse, namaz kılan da onunla beraber döner. 

    Kıbleye doğru veya ayakta namaz kılmak mümkün değilse, oturarak namaz eda edilir. Ancak imkân dahilinde, iftitah tekbiri alınırken, mutlaka yüzünü kıbleye doğru yöneltip öyle tekbir alınır. Vakit dar olduğu takdirde, namaz bu şekilde eda edilir. Mola yerine yetişebileceği biliniyorsa namazın böyle kılınması caiz değildir. 

Namazda iken vakit çıkarsa namaz bozulur mu?
Hanefi mezhebine göre, kendisine tahsis edilen vakit içinde, bir namazın iftitah tekbirine yetişmekle bu namazın tamamı eda olur. Ancak sabah namazı bundan müstesnadır. Buna göre, bir kimse sabah namazı kılarken güneş doğsa, o namaz bâtıl olur. 

   Şafii mezhebine göre, bir namazın bir rekâtı iki secdesi ile birlikte, vaktin içinde kılınmışsa bütün namazlar eda edilmiş sayılır. Buna göre, sabah namazının birinci rekâtını kılan kimse, ikinci rekâtı kılarken güneş doğsa, namaza devam edilir ve sabah namazı eda edilmiş olur. (Neylü2l-Evtar, 3/151; Muğni'l-Muhtac, 1/151)

Kaynak: Büyük İslam İlmihali
Mualif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri

 

 
  Bugün 23 ziyaretçi (93 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=