hakka davet, davet hakkka, hakka davet sitesi, hakka sitesi davet, davet sitesi hakka, namaz, namaz ile ilgili bilgiler, taharet, tasavvuf, tasavvuf nedir, abdest, abdest nedir, abdestin farzları, abdestin sünnetleri, itikat, temel itikat bilgileri, allahın sıfatları Hakka Davet - Cennet ve Cehennem
   
  Hakka Davet
  Cennet ve Cehennem
 

CENNET VE CEHENNEM

      Ahiret hayatında mükâfat görecek olanların toplanıp yaşadığı cennet; ceza görecek olanların cezalarını çektikleri yere de cehennem denir. Cehennem, ahirette kâfirlerin, münafıkların yeridir. Ayrıca Müslümanlardan dünyada günah işleyip tevbe etmeden ölenlerin yeridir. Ahirette şefaat edenlerin şefaatlerine nail olamayan Müslümanların azap görecekleri yerdir. Orada kâfirler, ebedi olarak kalıp azap görecekler, günahkâr Müslümanlar ise günahları kadar azap görüp cehennemden çıkarlar ve cennete girerler.

      İnsan, Allah-u Zülcelâl’in emir ve yasaklarına kulak vermez ve O’nun yolundan ayrılırsa, Allah-u Zülcelâl ona, Şedidü’l-İkab (Şiddetli azap veren) sıfatıyla cehennem ateşiyle azap edecektir.

      Ahiretteki iki yerin bulunduğunu, bunların cennet ile cehennem olduğunu ce cennete müminlerin gireceğini, cehenneme ise kâfirlerin yerleştirileceğini, bunların ebedi olduğunu hem Kur’an-ı Kerim’deki ayetler hem bunlar hakkında varid olan hadis-i şerifler, açıktan açığa beyan etmektedir: “İyiler cennette, kötüler de cehennemde olacaklardır.” (İntifar; 13) “Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının!” (Bakara; 24)

     Şunu iyi bilelim ki, cennet ve cehennem birbirinin tamamen zıddıdırlar. Cehennem akla gelebilen ve gelmeyen azapların, sıkıntıların ve musibetlerin yeri; cennet ise akla gelebilen ve akla gelmeyen saf nimetlerin, sevinçlerin ve mutlulukların yeridir. Onun için cehenneme karşı korku, cennete karşı da ümit hislerini geliştirmek ve bu hislerle nefis ve iradeyi kötü ve şer yolundan çevirip takva ve hayır yoluna sevk etmemiz lazımdır.

     Cennette yalnızca ölüm ve ayrılığın olmaması, hastalık, ihtiyarlık ve fakirliğin bulunmaması yeterli nimetler iken, bunların yanında gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, aklın tasavvur edemediği ve hayalin yetişemediği nimetler vardır.

 

Kaynak: Büyük İslam İlmihali

Muelif: Seyda Muhammed Konyevi (k.s) Hazretleri


 
  Bugün 23 ziyaretçi (26 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=